Özet / Abstract
Toplumlar, kendilerini bazen öteki üzerinden konumlandırma ihtiyacı duyabilir, created_atsel dönemler ve zamanın egemen görüşleri, öteki imajının oluşmasında önemli roller üstlenir. Zaman içerisinde yüklenen anlamlar değişim gösterse bile öteki her zaman olumlu veya olumsuz şekillerde farklılıklar taşımak zorundadır ve bu farklılıklar ötekinin var oluşunun ana kaynağı olacaktır. created_atsel altüst oluş dönemlerinde -özellikle yeni bir kimlik arayışına girildiği zamanlarda- öteki ile daha yoğun bir hesaplaşma içerisine girilir, “biz” dairesinin dışına itilerek uzak kalınması gereken ve ona karşı savunma mekanizmaları geliştirilen bir kavrama dönüşür “öteki”. Kıymeti bilinmeyerek elden çıkarılan, kaybedilen bir dünyanın/uygarlığın yeniden inşasını kendine görev bilen Sezai Karakoç, şiir ve nesirlerinin büyük çoğunluğunu bu amaç doğrultusunda kaleme alır. Doğu-İslam toplumunun değerlerinin insan fıtratına, kâinatın doğal döngüsüne ne kadar uyumlu; bunun karşısındaki düşüncelerin hakikatle bağlarının kopuk ve eğreti olduğunu vurgulamaya çalışır. Batılı değer yargılarının karşısında olan yazar, onları yer yer keskin bir dille eleştirmekten uzak kalamaz. Bu çalışmada Doğu ve Batı medeniyetlerini duyuş, bilgi ve tecessüs noktasından iyi analiz etme yetisine sahip olduğunu düşündüğümüz Sezai Karakoç’un şiirinde “biz”e (İslam dünyası) ve “öteki”ne (Batı dünyasına) nasıl yaklaştığı, iki farklı dünyanın hangi özelliklerini öne çıkardığı üzerinde durularak ayrışma çizgileri belirginleştirilmeye çalışılacaktır.
Anahtar Kelimeler
#Sezai Karakoç
#Doğu
#Batı
#Öteki
#Biz
#Medeniyet
Tam metne PDF butonu üzerinden ulaşabilirsiniz.